Ferhat ile Şirin
Gerek Türk, gerek İran edebiyatında, çeşitli yazarlar tarafından konu edinilmiş aşk hikâyesinin iki kahramanı, Ferhat ile şirin hikâyesi aynı zamanda Karagöz ve orta oyunundaki bölümlerden birini meydana getirir. Bu hikâyenin konusu şudur: Enen şehrinin kadın hükümdarı Mahmene Banu, kız kardeşler Şirin İçin bir köşk yaptırır ve köşkün duvarlarını nakkaş Ferhat’tı süsletir. Ferhat İle Şirin bu sırada karşılaşır ve sevişirler. Sevgililerin ara sıra gizilce buluştuklarını öğrenen Mehmene Banu. Ferhat’ı bir kaleye hapsettirir, sonra bağışlayıp şehri terk etmesini ister. Amasya’ hükümdarı Hürmüz Şah, Ferhat’ı himayesine alır ve delikanlı İçin Mehmene Banu‘dan Şirin’i istetir. Dileği reddedilince ordusuyla Erzen’o yürür ve Şirin’i alıp Amasya’ya getirir. Bu arada, kendisi de Şirin’e tutulduğu İçin Ferhat’tan yapılması imkânsız bir İşi başarmasını, Elma dağının ötesindeki suyu şehre bağlamasını İster. Suyolunu tamamladığı sırada Ferhat’a Şirin’in öldüğü söylenir. Ferhat kendini öldürür. Bunu duyan Şirin de canına kıyar.
Faust
Birçok edebiyat eserinin kahramanı olan gerçek kişi, 1480’e doğru Knittlingen’de (Almanya) doğdu, 1540’a doğru Staufenen Brisgau’da (Almanya) öldü.
Goethe ve ünlü kompozitörler tarafından ölümsüzleştirilmiştir. Doktor Faust, Almanya’ya bu takım İsimle yerleştiği sanılan, esrarengiz bir büyücüdür. Şöhretini, Goethe’nin 1808 yılında, Faust İsmiyle yayımladığı ve Schuman, Bor-lioz ve Gounod gibi büyük kompozitörlere İlham kaynağı olan şahesere borçludur. Bu efsanevi Faust, kendisine dünyada var olan bütün zevk ve bilgileri sunması İçin ruhunu şeytana satar. Mephistopheles ismindeki bu şeytan, söz verdiği bu hususları yerine getirir ve genç, güzel, zengin ve bilgin Faust, çok zevkli bir hayat sürbr. Kendine âşık olan mâsun Margarete’yle karşılaşır, onu baştan çıkarır, sonra yüzüstü bırakır. Margarete çocuğunu öldürür, sonra kendi de ölür. Goethe’nin dramında Faust duyduğu samimi pişmanlık sonucu lânetlenmekten kurtulur. Fakat daha hoşgörüsüz bazı yazarlar, Faust’u hiç bitmeyecek ıstıraplar çekmeye mahkûm ederler.
Çalıkuşu
Reşat Nuri Güntekin’in ilk romanı Çalıkuşu’nun (1922) aynı adı taşıyan kahramanı, Feride adındaki bir genç kızın günlüğünden meydana gelen Çalıkuşu, ilk Anadolu romanlarından biridir.
Türkçede defalarca basılan Çalıkuşu’nun konusu şöyledir: Neşeli ve muzip bir kız olduğu için Çalıkuşu diye anılan Feride, İstanbul’da bir Fransız okulunda yatılı öğrencidir. Babası uzak bir yerde subaydır. Annesi ölmüştür. Tatillerini teyzesinin yanında geçirir ve teyzesinin oğlu Kâmuran’la sevişir. Onunla nişanlanır. Evleneceği gece, nişanlısının başka bir kadınla İlgisi olduğunu öğrenince evden kaçar, Anadolu’ya gidip uzun süre öğretmenlik yapar. Kendisini korumak isteyen Doktor Hayrullah beyle evlenir; ama bu evlilik şekilde kalır. Onun ölümünden sonra teyzesinin evine döner. Orada Hayrullah beyin göndermiş olduğu hâtıra defterini okuyan Kâmuran’la barışır ve evlenir. Çalıkuşu, içtenliği, duygululuğu, gerçekçiliği ve temiz diliyle en çok okunan romanlarımızdandır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.